Kör randevularla ilgili bilgece sözler!

Kör randevularla ilgili bilgelik sözleri


1) “Gerçek hayat her zaman neşeli anların ya da coşkulu maceraların bir senfonisi olmayabilir. Hayat yolculuğumuz boyunca, öngörülemez bir şekilde moral bozucu duygusal durumlar ortaya çıkabilir. Hayatı bitmeyen bir dans balosuna dönüştürmek istiyorsak, bir ayağımızı kesinlikle gerçeklikte tutalım. (“Kör randevu”)”

-Erik Pevernagie


Eskiden insanlar kör randevulara çıkmaktan korkardı, çünkü bunun sadece flört deneyimi olmayan ya da birbirleriyle ilişki kurma becerisi bulunmayan kişiler için olduğu düşünülürdü. Artık zaman değişti ve kör randevular çok yaygın hale geldi. Hâlâ flört deneyimi olmayanlar için olduğu kadar, daha önce hiç tanışmadıkları ya da beklemedikleri biriyle karşılaşmanın sürprizini yaşamak isteyenler için de geçerli. O kişiyle tanışana kadar ona ilgi duyup duymadığımızı asla bilemeyiz, ancak kör randevuların amacı herkes için aynıdır. Hızlı bir tempoda çıkmaya başlamak ve birbirine çok çabuk ilgi duymak, olumsuz sonuçlar doğurur. İlgi daha çabuk sönüp gider, çünkü bu durum karmaşık sorunların ortaya çıkmasını hızlandırır ve bunu destekleyecek yeterli ilişki deneyimi yoktur. Tüm ilişkilerde önemli olan, birleşmek, sonra ayrılmak ve ardından daha da derin bir şekilde birleşmektir. Bu olmadan hiçbir samimi ilişki kurulamaz. Herkes kör randevuya çıkarken harika vakit geçirmeyi bekler, ancak biriyle birleşme şansı, doğa kanununa tabidir: Eğer başlangıçta birbirimizi derinden seversek, ilgi daha çabuk sönüp gider ve sırf “çünkü” diye bize çekici gelen biriyle karşılaşmak kolay değildir. Çekicilik bir seçim değildir, çünkü o sadece olur.


2) “Çekici gölgeleri gerçeklikle karıştırarak ve kendimizin idealize edilmiş hallerini ya da başkalarının yanıltıcı imajlarını yansıtan görünüşleri birbirine karıştırarak, ayaklarımızı yere sağlam basmak yerine kasıtlı yanılsamaların kurbanı olabiliriz. (“Görüşme”)”

-Erik Pevernagie


Kendimizi dürüstçe ifade etmek çok zordur. Kendimize güvenimiz tavan yapabilir ve her açıdan harika görünebiliriz, ancak kendimize yalan söylemeden dürüstçe ifade etmek çok zordur. Bunun nedeni, başkalarının bizi nasıl gördüğünün her zaman garanti edilememesi ve bizim beklediğimizle aynı olmamasıdır. Bir ilişkide kendimiz olmalıyız, ancak kendimiz olmak, en iyi halimizle olmak demektir. Kör randevuda, kısa bir süre içinde bir kişi hakkında her şeyi öğrenmeye çalışmak, özellikle de kendimizi en iyi şekilde ifade etmeye çalıştığımızda, sadece kafa karışıklığına yol açar; çünkü birbirimizi tanımak zaman alır. Eğer olmadığımız biri gibi davranırsak, hepimizin bildiği gibi, başkaları bunu hemen fark eder.


3) “Görüşmelerimizi ve ilişkilerimizi yürütürken, eleştirel düşünmeyi uygulamaktan çekinmeyelim ve idealizm ile gerçekçilik arasında bir denge kuralım. Hayallerimizi gerçekliğin sınırlamalarıyla dengelediğimizde, hayatın öngörülemezliğini içgörü ve dayanıklılıkla yönlendirebiliriz. (“Görüşme”)”

-Erik Pevernagie


Ebeveynlerin karşı çıktığı bir evliliğin başarısızlığa mahkum bir ilişki olduğu ve bu nedenle uzun vadede mutlu olamayacağımız söylenir. Her şey birbirimize hangi bakış açısıyla baktığımıza bağlıdır; şehvet ya da aşkın gözümüzü kör ettiği zamanlarda, bizim açımızdan olumlu bir bakış açısı olsa bile ebeveynlerimizle aynı fikirde olamayız. Eğer ebeveynlerimiz buna karşı çıkarsa ve biz kavramsal bir bakış açısıyla tam tersi bir perspektiften bakarsak, mutlu olacağımız gibi görünebilir, ancak gerçekte işler böyle yürümüyor. Ebeveynlerimizin bakış açısına uyarsak, evlilik sonrası hayatta çok mutlu olduğumuzu biz de görebiliriz. Özellikle kör randevularda, birbirimizi tanımadığımız ve kiminle karşılaşacağımızı bilmediğimiz durumlarda, hayatımızı doğru yöne yönlendirmek için dikkatli olmalıyız.


4) “Görüşmeden önce tanışılmayan randevular, hayatı deneyimlerimizi resmettiğimiz, zorluklar ve belirsizliklerle dolu bir tuval olarak gösteren yaratıcı bir süreç olabilir. Varlığımızı şekillendirmeye çalıştığımızda, sıradan olanı özel bir ortama dönüştürmek isteriz. (“Görüşmeden önce tanışılmayan randevu”)”

-Erik Pevernagie


Hepimizin insanları genel olarak nasıl gördüğümüze dair sabit bir zihniyetimiz vardır. Aynı şey kör randevulara çıkarken de geçerlidir. İnsanlığın tüm olumsuzluklarını biliriz ve karanlığın her zaman aydınlık taraftan daha ağır bastığını biliriz; çünkü hepimiz birbirimizi hayal kırıklığına uğratmaya mahkumuz. Ancak yine de kör randevuya çıkmak, özellikle de birbirimizi tanımadığımız ve daha önce hiç karşılaşmadığımız durumlarda, hayatı bir tuval olarak gösteren yaratıcı bir süreçtir. İlişkiler söz konusu olduğunda hepimiz kendimizi nasıl koruyacağımızı biliriz; çünkü mesele, insanlık hakkında bildiklerimizden yola çıkarak birbirimizden uzak durmak değil, olumlu bir bakış açısıyla birbirimizle uyum içinde olmaktır. Varlığımızı şekillendirmeye çalıştığımızda, bu, karşılaştığımız her türlü durumun ortasında kendimizi nasıl ifade ettiğimizle ilgilidir. İlişki sıradan olduğunda onu ilginç hale getirmeye çalışırız; çünkü çekicilik bir seçim değildir, o sadece olur. Karşılaştığımız her insana aynı şeyi yapabiliriz, ancak bazen çekim kıvılcımı çakar, bazen de bilinmeyen nedenlerle çakmaz. Eğer bunda bir umut olmadığını hissedersek, o ilişkiye adımımızı bile atmayız. Her şey, biriyle o ilişkiyi kurmak istemek ya da istememekle ilgilidir.


5) “Bir yabancıyla tanışıp birkaç saat birlikte vakit geçirmek, birbirimizin hayatlarına dalmak, inkar edilemez bir heyecan yaratır. Bu, ne istersen onu söyleme ve bunu, sana bir daha bakıp bunu asla hatırlamayacak biriyle geride bırakma hissidir.”

-Danielle Esplin


İlişkiler söz konusu olduğunda hepimiz benciliz; oysa bu, birbirimiz için birbirimizle bir ilişki kurmakla ilgili olsa da, her zaman merkezde biz, kendimiz varız. Kör randevu dünyasını harekete geçiren şey, daha önce hiç tanışmadığımız ve beklemediğimiz biriyle tanışmanın yadsınamaz heyecanıdır. Birbirimize karşı çekiciliği uyandırmak için söylememiz gerekenleri söylemeliyiz; ve eğer bu kişi bir daha asla karşılaşmayacağımız biri ise, mutlu bir şekilde yolumuza devam edebiliriz; çünkü bir daha asla karşılaşmayacağımızdan emin olarak, bunun işe yarayıp yaramayacağını belirsizlik içinde beklemek, işin heyecan verici yanı olacaktır. İşte bu, ne istersek onu söyleme ve bunu bir daha bize bakmayacak, bir daha aklıma gelmeyecek birinin geride bırakma coşkusudur. Güzel zamanların geleceğini ummanın getirdiği bu meydan okuma, bizi bir kez daha birbirimizle tanışmak istemeye iten şeydir.